manifesto
Parçalanmış, kaybolmuş, yakılmış, boş verilmiş; sonra toplanmış, devamı getirilmiş, karalanmış ve yer yer değiştirilmiş şiirlerle nefeslenen Eşik’teki yazılar; kimi zaman Ankara’nın gittikçe kalabalıklaşan gri noktalarında, bar teraslarında, fakülte koridorlarında; kimi zaman bir yorgan altında uykusuzca, bir otobüs koltuğunda, soğuk bir park bankında veya çok sıkıcı bir dersin tam ortasında doğdu. Yarım kalmış, hiç başlamamış, bitmek bilmemiş duyguların kıymıklarını bulmaya çabalayan bu metinler, artık kendini doğru bir kitleye ya da ‘kitleciğe’ duyurmaya niyetlendi. İçeride karşılaşacağınız anlatıların kimisi bir bilmece kısalığında, kimisi ise ilk aşkınızın travması kadar uzun olabilir. Evvela, hepsindeki kişi ve kurumlar tamamen hayal ürünüdür.
Rabia Çıtak

eylül│İthaf : Ahmet Erhan
çocuk
Sen benim umudumdun, biliyor musun
Nerden bileceksin her taraf yağmurdan kalma
Aynaların buğusu bile silinmeye teşne
Ama yüzler değişiyor gün seyrelince
Kulağına kiraz taktım rüyamda demin
Seni yaşanmamış bir çocukluk gibi sevdim
Bütün gün beklediğim pencereler kırıldı
Nerden bileceksin her taraf puştluktan yana
Seni yazdığım defterler de buruştu
Gözlerine boncuk taktım az önce
Ama rüyamda... Rüyamsa benimdi hala
Bırak bütün okullar sana ''teşekkür'' vermesin
Vermesin... Varlığına yokluğuna ''teşekkür ederim!''

