Ölgün bugün gökyüzü benlik değil
Benliğimi bulmaya attığım adımları
saymayı bile bıraktım
Turistin biri yol sordu
Bilmiyor uzun zaman önce yoldan çıktım
Mavi beyaz şeritli sabunları
sulanmış beton ev girişlerini kokladım
Yorgun bir omzu okşadım dün
Meraklanma çayı yeni demledim
Bir köşede beklediğini bildiğim o kutuyu açtım
İçinde zavallı hatıraların olduğu
İlk sevgiliden bir zarf
Dokunup mürekkebinin yaşlı kabartılarına
Okudum gülerek
ve hassiktir çekerek abartılarına
geri kapadım
''Kendine iyi bak!'' diyor bir mektupta
en saygını eski dostların
''Eğer bir daha görüşmezsek.''
İsabetli tahminlerine afalladım
Bu bilet koçanını yerde buldum
Bilmem ne balesi bir sürü kuğulu
Pulları dökülmüş mendil bebekliğimden
Önceden beri şanssızım inanmazsan
İşte
bir kazı kazan kaybedip durduğum
Burgulu çiviler
Fotoğraflar herkesin unuttuğu
Bir avuç toprak kedimin mezarından
Nişan kurdeleleri çoktan hayırlısının olduğu
Sabaha çalıyor gün geceyi
Uyumayı tekrar öğrenmeye başlıyorum
Başım ağrıyor
Görmüyorsun içerde kimleri taşlıyorum
Hepsini halledeceğim
Bu ev bizim değil
Bu sokak bizim değil artık
Bu market hiç değil anla
Kaçamak buluşmalar da yok akşamleyin
Beklenmedik çözümler bulacağım
Hangi toprağa sen söyle ne ekeyim
Şarkıda dediği gibi
Yalnız yaşanmıyor elbet yine seveceğim
Papağanlar gibi en ayıplı kelimeleri
özenle seçeceğim sana
Üçten geriye sayacağım
yok olacak hatıralar artık her şey geleceğin
ÜÇ
İKİ
Bir yanıt yazın